31 Ağustos 2013 Cumartesi

Hopa Balı ve Yavuz Sultan Selim


  Kestane Ağacından  Alınan Bal



     Fagaceae familyasının ballı olarak bilinen üç türünden biridir. koyu kahve renkli, buruk biraz acı ve kestaneye özgü tadı ve kokusu olan bu bal, antiseptik özelliğiyle tanınır. yaklaşık 30 metre yükseklikte olan dalların çiçeklenme zamanı haziran ve temmuz aylarıdır. bal arısı kestaneden hem polen hem nektar hem de salgı toplar. arılar kestaneden nektar toplarken tozlaşmayı da sağlayarak kestane üretimine katkı da bulunurlar. bitkinin balı da meyvesi gibi koyu kahve renklidir. kristalleşmesi yavaştır, kristalleştiği zaman çok ince granüller oluşturur.

    Araştırmalarda antibiyotik özelliğiyle b.hemolotik streptecoc’lara karşı etkili olduğu tespit edilmiştir. b ve c vitaminleri açısından zengin olan fer kestane balı kasları kuvvetlendirici, kan dolaşımını düzenleyici, mide ve karaciğer yorgunluğunu giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici etki yapar. fer kestane balı solunum ve sindirim sistemlerine olumlu etkiler getirmektedir. özellikle mevsim değişikliklerinde bol miktarda kestane balı tüketilmelidir. 

   Ancak Hopa Balının İçinde Kumar ağacı dediğimiz Orman Gülünün Çiçeğinden de karışım bulunmaktadır. Bunun bilinen en büyük özelliği Tansiyonu aşırı derecede düşürmesidir. Kumar ağacı çiçeğinden alınan balın özelliğinden dolayı eski yıllarda Avrupa'nın birçok ülkesinde  özellikle İngiltere tarafından Çok talep edilmiştir. Doktorlar ve Sihirbazların kullandığı bilinmektedir.

   Bir Efsaneye göre Kalp Basıncını çok düşürdüğü için öldü süsü verilerek hapishaneden kaçma girişimi olduğu da söylenmektedir. Bir başka efsane de Kestane  Balının Tutması sonucu Savaş silahı olarak kullanıldığı Yazılmıştır. 

   MÖ 401'de Atinalı tarihçi ve ordu komutanı Xenephon tarafından tanımlandığını ''Xenephon, 'Anabass' adlı eserinde Pers Kralı Ataxerses II'ye karşı yapılan bir seferde, Türkiye'nin Doğu Karadeniz bölgesinde konakladıkları yerde deli bal yiyen askerlerin zehirlendiğini rapor etmiştir'' 

   Birde Kestane balının MÖ 67'de Kral Mithradates IV tarafından Kuzeydoğu Anadolu'da Pompeyin ordularına karşı kullanıldığı ''Başdanışman, Yunanlı tabip Kateus'un tavsiyesi üzerine, ilerleyen Romalıların yolu üzerine içi kestane  bal ile dolu petekler yerleştirilmiş ve taktiksel bir geri çekilme yapmıştır. Bu peteklerden yiyen Romalılar bitkin düşerek kolayca etkisiz hale getirilmiş.

   Kestane ve Kumar karışımından elde edilen Hopa Balı Tarihiyle de ayrı bir yer teşkil etmektedir. Bir efsane de Yavuz Sultan Selim döneminden anlatalım.

   Hopa'nın o zamanki Adı Azlağa (Abuista) Olan Esenkıyı Köylülerinin yolladığı bal ile ilgili bir rivayet vardır.
Yavuz Sultan Selim, Kendi adı ile anılan Sultan-selim dağında konuçlandığı sırada vuku bulan , Rivayet şöyledir.

  Esen kıyıdan gönderilen erzak içinde balın az olması Erzakları kabul eden ekibin dikkatini çekmiş. Balı incelerken üzerindeki yazıyı fark etmişler. Padişahın Yaverine haber salıp yazıyı okutmuşlar. Yazıda ;
" Balın Az olduğunu anlamış olmalısınız ki bu yazıyı okuyorsunuz. Biz balı özellikle az gönderdik. Çok olsaydı çok bal yiyecek ve bal sizi tutacak zehirlenmiş olacaktınız. Bu da derdimizi anlatamadan sonumuzu olacak,kelleler gidecekti. Ancak az gönderirsek sadece az diye kızardınız,Kasıt aramazdınız. Bu yüzden az yollamak daha mantıklı geldi."

Olay Yavuz Sultan Selim'in Kulağına geldiğinde;
      "Bu lazlar için söylenenler doğruymuş, Hem komik hemde akıllı insanlar" demiş, 
Yaveri; 
      "Mektup yollamaları komik, zehirlemedikleri için de akıllı mı oluyorlar ? "  demiş. 
 Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim:
      " Hayır Balı az vermek için yaptıkları oyun, Hem komik hemde Akıllıca" demiş.

İşte Böyle de bir rivayet bizim buralardan.



Yazan ve Fotoğraflayan: Levent YAZICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder