31 Ağustos 2013 Cumartesi

Hopa Balı ve Yavuz Sultan Selim


  Kestane Ağacından  Alınan Bal



     Fagaceae familyasının ballı olarak bilinen üç türünden biridir. koyu kahve renkli, buruk biraz acı ve kestaneye özgü tadı ve kokusu olan bu bal, antiseptik özelliğiyle tanınır. yaklaşık 30 metre yükseklikte olan dalların çiçeklenme zamanı haziran ve temmuz aylarıdır. bal arısı kestaneden hem polen hem nektar hem de salgı toplar. arılar kestaneden nektar toplarken tozlaşmayı da sağlayarak kestane üretimine katkı da bulunurlar. bitkinin balı da meyvesi gibi koyu kahve renklidir. kristalleşmesi yavaştır, kristalleştiği zaman çok ince granüller oluşturur.

    Araştırmalarda antibiyotik özelliğiyle b.hemolotik streptecoc’lara karşı etkili olduğu tespit edilmiştir. b ve c vitaminleri açısından zengin olan fer kestane balı kasları kuvvetlendirici, kan dolaşımını düzenleyici, mide ve karaciğer yorgunluğunu giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici etki yapar. fer kestane balı solunum ve sindirim sistemlerine olumlu etkiler getirmektedir. özellikle mevsim değişikliklerinde bol miktarda kestane balı tüketilmelidir. 

   Ancak Hopa Balının İçinde Kumar ağacı dediğimiz Orman Gülünün Çiçeğinden de karışım bulunmaktadır. Bunun bilinen en büyük özelliği Tansiyonu aşırı derecede düşürmesidir. Kumar ağacı çiçeğinden alınan balın özelliğinden dolayı eski yıllarda Avrupa'nın birçok ülkesinde  özellikle İngiltere tarafından Çok talep edilmiştir. Doktorlar ve Sihirbazların kullandığı bilinmektedir.

   Bir Efsaneye göre Kalp Basıncını çok düşürdüğü için öldü süsü verilerek hapishaneden kaçma girişimi olduğu da söylenmektedir. Bir başka efsane de Kestane  Balının Tutması sonucu Savaş silahı olarak kullanıldığı Yazılmıştır. 

   MÖ 401'de Atinalı tarihçi ve ordu komutanı Xenephon tarafından tanımlandığını ''Xenephon, 'Anabass' adlı eserinde Pers Kralı Ataxerses II'ye karşı yapılan bir seferde, Türkiye'nin Doğu Karadeniz bölgesinde konakladıkları yerde deli bal yiyen askerlerin zehirlendiğini rapor etmiştir'' 

   Birde Kestane balının MÖ 67'de Kral Mithradates IV tarafından Kuzeydoğu Anadolu'da Pompeyin ordularına karşı kullanıldığı ''Başdanışman, Yunanlı tabip Kateus'un tavsiyesi üzerine, ilerleyen Romalıların yolu üzerine içi kestane  bal ile dolu petekler yerleştirilmiş ve taktiksel bir geri çekilme yapmıştır. Bu peteklerden yiyen Romalılar bitkin düşerek kolayca etkisiz hale getirilmiş.

   Kestane ve Kumar karışımından elde edilen Hopa Balı Tarihiyle de ayrı bir yer teşkil etmektedir. Bir efsane de Yavuz Sultan Selim döneminden anlatalım.

   Hopa'nın o zamanki Adı Azlağa (Abuista) Olan Esenkıyı Köylülerinin yolladığı bal ile ilgili bir rivayet vardır.
Yavuz Sultan Selim, Kendi adı ile anılan Sultan-selim dağında konuçlandığı sırada vuku bulan , Rivayet şöyledir.

  Esen kıyıdan gönderilen erzak içinde balın az olması Erzakları kabul eden ekibin dikkatini çekmiş. Balı incelerken üzerindeki yazıyı fark etmişler. Padişahın Yaverine haber salıp yazıyı okutmuşlar. Yazıda ;
" Balın Az olduğunu anlamış olmalısınız ki bu yazıyı okuyorsunuz. Biz balı özellikle az gönderdik. Çok olsaydı çok bal yiyecek ve bal sizi tutacak zehirlenmiş olacaktınız. Bu da derdimizi anlatamadan sonumuzu olacak,kelleler gidecekti. Ancak az gönderirsek sadece az diye kızardınız,Kasıt aramazdınız. Bu yüzden az yollamak daha mantıklı geldi."

Olay Yavuz Sultan Selim'in Kulağına geldiğinde;
      "Bu lazlar için söylenenler doğruymuş, Hem komik hemde akıllı insanlar" demiş, 
Yaveri; 
      "Mektup yollamaları komik, zehirlemedikleri için de akıllı mı oluyorlar ? "  demiş. 
 Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim:
      " Hayır Balı az vermek için yaptıkları oyun, Hem komik hemde Akıllıca" demiş.

İşte Böyle de bir rivayet bizim buralardan.



Yazan ve Fotoğraflayan: Levent YAZICI

POLEN HAKKINDA

POLEN HAKKINDA 



   "Geleneksel tıbbi tedaviler gören MİDE ÜLSER'li hastaların %29'u iyileşebilirken, Polen yedirilerek tedavi edilmiş MİDE ÜLSER'lilerin %59.2'sin de Mide yaralarının iyileştiği denenerek kanıtlanmıştır."Kaynak:Rusya Irkomtsk Tedavi Kliniği "Günde 2 gram Polen yiyen hastalardaki YARA VE YANIKLAR'ın iyileşmesinde %30 hızlanış ve artış olmuştur."Kaynak:ABD Wagne Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Prof.Dr.N.S.Gimbal"

   Polen, hayatın sırrı olan RNA ve DNA doludur. Uzun zamanlı hafıza, kromozonların yapısına giren RNA' ya bağlıdır. RNA'sız beyin taşıyan insan, kendi adını bile hatırlayamaz. Polen ZEKA'yıda arttırmaktadır.
   Vikingler gözlemsel olarak farkettikleri poleni, "mabud yemeği " olarak savaşlara giderken yerler ve ortalama 100 yıl yaşarlardır.'Ensafalit' (Beyin iltihabı)'na yakalanan Danimarka'lı Jyte Elmgaad'a doktorları dört ay ömrü kaldığını açıkladılar. Kısa zamanda duyu özelliklerini kaybeden genç kadın, sağır, dilsiz ve kör olur. Bunun üzerine, Polen özü enjeksiyonları yapılır. Sonuç hayret vericidir. Hasta mucize şekilde ölümden kurtulur ve eski sağlığını kazanır.BEYİN, PROSTAT, KARACİĞER, SOLUNUM YOLU İLTİHAPLARI VE DAMAR SERTLİĞİ'inde sonucu şaşkınlık veren tıbbi kürler devam etmektedir."Kaynak:ABD / Call Enterprise -Jim Kenner"

    “Bizler bilim adamları henüz polenin nasıl olup da hastalıkları iyi ettiğini bilmiyoruz. (1969'da polenin bileşimi henüz tam bilinemiyordu). Fakat, çeşitli antibiyotik ilaçlarla tedavi edildiği halde iyi olmayan pek çok hastam, gözlerimin önünde iyi olmuşlardır. Bir çok 
SOLUNUM HASTALIKLARI'nın da polenle tedavi edildiğini ve hastaların gerçekten hastalığı ve nekahat süresini süratle atlattıklarını müşahade ettik. Söylenecek tek şey yok. İnsanlık demek ki burnunun dibinde bulunan bu "Harika İlacı" şimdiye kadar hiç farketmeden yaşamış "Kaynak:İsveç Upsala Üniversitesi - Eric Ask Umparc

   "Polen, harika besinlerin en üstünüdür. Kimyasal analizler polende tüm vitaminler, proteinler, yağ, şeker, mineral, hormon, büyütücü faktör, pigment vs. bulunduğunu gösteriyor. Bu canlı dengeli besin beyni ve vücudu yorgun ve uyuşuk insanlara bir kaç günde canlılık ve yaşama neşesi veriyor. Büyüme faktörleriyle cılız ve durgun çocukların hızlı gelişmesini sağlıyor. Kansızlarda, bir ay süreyle her gün bir kahve kaşığı polen yedikten sonra yapılan laboratuvar denemeleri, kırmızı küreciklerin, milimetre küpte 500.000 arttığını gösteriyor. Hafif laktasif, yani 
BARSAK ÇALIŞTIRICI'dır.
   İÇ ZEHİRLENMELER'i önleyicidir. Sabah ve öğle, vitamin almak için polen yiyiniz. Ilık süt, bal veya suya karıştırılır. Veya doğrudan yenilir. AŞIRI YORGUNLUK, ZAYIFLIK, HASTALIK, KANSIZLIK, YAVAŞ GELİŞME gibi durumlarda doz arttırılmalıdır.
   Hiç bir yan etkisi tespit edilmemiştir.Son araştırmalar ERKEN İHTİYARLAMA'dan koruduğunu gösteriyor. Siz, 60 yaşından sonra 40 yıl daha dinç yaşamak istiyorsanız Poleni hemen her gün yiyiniz."Kaynak : Pour vivre cink fois vingt ans ( 100 Yıl dinç yaşamak )Yazar : Fransız Tıp Profesörü Dr.Robert Tocquet (5 ayrı dilde 26 tıbbi kitap ve ansiklopedi yazan Bilimadamı)

   "Değişik laboratuvarlarda özellikle Rusya vitaminler Enstitü'sünde birçok kez yapılan analizlere göre Polen, vitamin ve ferment gibi canlı cevherlerden yana çok zengindir. Prof.Joiriche, Dr.Chauvin ve Alain Caillas'ın yaptıkları Polen analizleri göz önüne alınırsa, en başta 
SİNİR DENGESİ'ni korumaya yaradığı anlaşılır. BEYİN YORGUNLUĞU ve DÜŞÜNSEL BUNALIM sonucu ortaya çıkan, zayıf sinirli, gücü tükenmiş ve uyuşuk insanlar, günde yedikleri iki kaşık polenle gerçek bir sağlık verici, sakinleştirici ve dinçleştirici ilaç bulabiliyorlar. ŞİŞMANLIK ve ZAYIFLIK, SÜRGÜN ve PEKLİK gibi karşıt durumlarda dengeye getirici, SAĞLIK KAZANDIRICI bir etki yapar. SALGI BEZLERİ'ni, HORMONAL SİSTEMİ uyarır. KOLİT, İNCE BAĞIRSAK İLTİHABI VE BARSAK KOKUŞMASI'nda faydalıdır. Özellikle KOLİBASİLLERE, MİKROPLARA, öldürücü ve üremeyi önleyici etkisi denenmiştir."Kaynak : Le miel et pollen ( Bal ve Polen )Yazar : Fransız Dr.Raymond Dextreit (Sağlık ve beslenme konularında 30'dan fazla kitap yazarı)

   "Polenin iştahsızlık ve
 BAĞIRSAK TEMBELLİĞİ'ne faydaları bütün kullananlarla iyi bilinir. Polen ayrıca, MORAL ve RUH SAĞLIĞI'na yararlıdır. Bunları yitirenlere güven verir. Etkisi kısa süren "doping" ilaçlardan değildir. Vücuda tam bir kalıcı sağlık kazandırır. YORGUNLUĞU AZALTIR ve sürekli etkisiyle BEYİN ve KAS GÜCÜ sağlar.
Sayısız ŞEKER HASTASI polen kürü yapıyor. Örneğin, Lyon'dan Bayan B. son devrede ileri bir şeker hastası (diabetik) idi. İdrarının litresinde 48 gram şeker ölçüldü. Çeşitli ilaçlar kullanmasına rağmen iyileşme ümidini yitiriyordu. Günde 3 gram polen yiyerek 15 günlük kür yaptı. İlk kürün sonunda idrardan dışarı atılan şeker %87 düştü. Yenilenen kürler sonunda şeker, litrede 1 grama indi ve kol, bacak ve bel ÖDEM'leri (ŞİŞLİKLER) ile, Anjindö Puatrini (KALP YETMEZLİĞİ) daha iyi olduğu görüldü."Fransa Tarım Akademisi - Dr. Alain Caillas ( Polen araştırmaları ile ödül kazanmış )”

     BEYİN YORGUNLUĞU ve AŞIRI SİNİRLİLİĞİN çok görüldüğü entellektüel hastalarda, miyokard enfaktüsü ve kalbin KRONER DAMARLARININ TIKANMASI'nda polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor."Dr.Mauntzune”

   Polen YÜKSEK TANSİYON'a, DAMAR TIKANIKLIĞI'na, KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ'ne, KRONER TROMBAZ ve FELÇ'lere karşı koruyucu ve iyileştirici etki yapıyor."Dr. Nemarov - Dr. Egerov - Dr. Mistchenko - Dr. KodiserRus Bilimler Akademisi"

   Polenin PROSTAT hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. Prostat büyümesindeyse, ballı polen kürüyle yapılan denemeler, aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını gösterdi. Polen yaşlı hastaları bazı durumlarda ameliyattan kurtarıyor."İsveç Upsala Üniversitesi Kliniği - Prof. Eric Ask Upmarc İsveç Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği Üroloji Bölümü –“

   CNRS Araştırma Uzmanı - Armond Pons"Şişmanlık ve zayıflık gibi iki karşıt durumda; vücuttaki fazla karbonhidrat, glikoz ve yağları yakarak şişman bünyeyi yok eder, metabolizma dengesi sayesinde zayıf düşen hücreyi derhal uyarır, üstün kan yapıcı özelliğiyle kas gücü ve metabolizmayı çalıştırarak cılız ve zayıf bünyeyi, güçlü ve dinç hale getirir."Kaynak : Le miel et pollen ( Bal ve Polen )Yazar : Fransız Dr.Raymond Dextreit (Sağlık ve beslenme konularında 30'dan fazla kitap yazarı)”


   Arıların binlerce yıl önce bulduğu bu harika besin, onların lavrasını en hızlı büyüten, kendi vücutlarını en sağlıklı kılan, en çok yaşatan, en güzel balı sağlayan bir besin. Poleni deneyerek buldu arılar. Oysa insanlar ancak 20.yüzyıl sonlarına doğru analizlerini yapınca polenin değerini anlayabildiler. En önemli besinlerinden binlerce kat fazla vitaminler taşıdığını görünce 1 gram polenin insana gün boyu yeterli olduğunu hesapladılar.
   Bir arının günde 4000 çiçeğe konarak 35 günlük ömründe yapabildiği 10 gramcık balı, insanların kovandan çalarak yediklerini görüyordu arılar. Oysa, günün birinde 2-200 mikronluk biricik besinlerini insanların da "Harika Besin" yapacaklarını, bir santimlik boylarını ve küçücük beyinleriyle düşünemezlerdi arılar. Bitki hayatının sırrını taşıyan çiçek tozlarını "Doğanın En Üstün Besini" seçerek ömür boyu yiyen ve gerçek balı yapan arılar onun "Tam Besin" olduğunu biliyorlardı. Öyle bir besin ki, yapısında 70'e yakın cevher taşımaktadır. Bütün vitaminleri, 22 çeşit aminoasiti, sindirim fermentlerini, hormonları, yağları, doğal şekerleri, mineralleri yapısında bulundurmaktadır. Polen besinler dünyasının son harikasıdır."Kaynak : Gayelord Hauser ( Güzel ol, Dinç yaşa )Türkiye - Dr. Erdal Erkan ( İlk Bilimadamlarımızdan )

     ALYUVAR SAYISINI %25-30, HEMOGLOBİNİ %15 ORANINDA YÜKSELTİR.- Polende bulunan Riboflavine'nin GÖRME ÜZERİNDEKİ ETKİSİ BÜYÜKTÜR. Birçok olayda şaşırtıcı sonuçların alındığı ve GÖRME YETENEĞİNİN ARTTIĞI saptanmıştır.- Polende bulunan AMİNOASİTLERDEN CYSTİN (kükürt içeren bir aminoasittir) SAÇIN GELİŞMESİNDE ÖNEMLİ ROL OYNAR. Cystin'nin SAÇ SAYISINI ARTTIRDIĞI ve SAÇIN DÖKÜLMESİ'ni önlediği anlaşılmıştır. Kaynak : Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi Sayı: 203 Sahife : 34 Yıl : 1984 Ay : EkimBaşlık : Doğa Harikası POLENYazar : Prof. Dr. M. Mihri Mimioğlu - Dr. Kadriye Sorkun

Polen PROSTAT hastalarında iyileştirici rol oynar.
   Polen GÜZELLİK KREMİ olarak da kullanılır. Bunun için, bir kahve kaşığı polen öğütülür ve taze yumurta sarısıyla karıştırılır. Bu karışım hafif masajla yüze ve boyuna sürülür. Yarım saat beklenir. Zamanı dolunca bol suyla yıkanır. Sonuçta cilt parlaklık ve tazelik kazanır.Yukarıda anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere, polen çok değerli, doğal ve zengin bir besin kaynağıdır. Ülkemizde bol miktarda bulunan, ancak değeri çok az bilinen bu besin maddesinin değerlendirilmesi gerekir. Gelişmiş ülkelerde (spor mantar vb. bitkilerin dayanıklı şekli) polen ve spor bilimi olarak tanımlanan Palinoloji, Türkiye'de jeoloji, botanik ve tıp ilimlerine hizmet eden bir bilim kolu durumundadır. 1983 yılında Türkiye Kalkınma Vakfı'nda (TKV) Palinoloji'nin ekonomik yönü ele alınmış ve gerekli teçhizat temin edilerek bir Palinoloji Laboratuvarı kurulmuştur. Bu kurumda yapılan çalışmalar sonunda polen tuzakları, polen toplanması, polen kurutulması ve saklanması gibi konularda ilerlemeler kaydedilmiştir. Ayrıca arının hangi bitkileri tercih ettiği, hangi bitkinin en bol polen verdiği hakkında çalışmalar yürütülmektedir. Amaç ülkemizde kullanılması bilinmeyen bu değerli besini ülkemizin hizmetine sunmaktır."Kaynak : Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi Sayı: 203 Sahife : 34 Yıl : 1984 Ay : EkimBaşlık : Doğa Harikası POLEN Yazar : Prof. Dr. M. Mihri Mimioğlu - Dr. Kadriye Sorkun


POLEN'İN FAYDALARI NELERDİR :

KALP DAMAR HASTALIKLARINDA POLEN
     En yaygın kalp hastalığı, damar kireçlenmesi ve tıkanmasıdır. Polenin yapısında bulunan P vitamini ve diğer yararlı elementler damarları yumuşatır, kana geçen civardaki artıkların idrarla dışarı atılmasını sağlar. Ünlü araştırmacı Alain Caillas, kitabında "Miyokard enfaktüsü ve kalbin kroner damarlarının tıkanmasında, polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor.
 Rus Bilimler Akademisi'nde Prof. Beklerov ve arkadaşlarının önemli araştırmalarına göre Polen, yüksek tansiyona, damar sertliğine, kolesterol yüksekliğine, kroner tromboz ve felçlere karşı koruyucu ve iyileştirici etki yapıyor." diye açıklıyor. Hürriyet gazetesinin "Püf noktası" sütununda "Çiçek tozu gençleştiriyor mu ? İsveçli Dr. Lars Eric Essen ve Dr. Tissinin, poleni yaşlı insanlar üzerinde denemiş ve özellikle damar sertliğinde faydalı olduğunu meydana çıkarmışlardır. " diye yazılmıştır.



RUH VE SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN

    Bu hastalıkların tedavisinde en başta bol B vitaminleri gerekmektedir. Bilhassa B1 vitaminine gereksinim vardır. Bu vitamine "Sinir dokusu vitamini" denilmesi de bundandır. Polen de yüksek oranda B1 vitamini mevcuttur. Ayrıca Polen bütün B vitaminleri kompleksidir. Dr. Raymond Dextreit, düşünsel yorgunluk ve yaşamın bozuk düzeni nedeniyle sinirleri zayıflamış, güçsüz kalmış kimselerin, günde yedikleri 2 kaşık polen sayesinde sağlık ve sakinlik bulacaklarını yazmıştır.



SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN


    Gastrit, Ülser, Kolit ve Hemeroid en yaygın sindirim sistemi hastalıklarıdır. Gastrit ve Ülserin ana nedeni ise sinirseldir, genellikle stresten kasılan (spazm yapan) mide kası sinirleri, o bölgeye gelen kılcal damarları da kısarak bir bölgenin kansız kalıp, yaraya dönüşmesine neden olur. Tedavi edilmezse insana yaşamı zehir eden hastalıklardır. Ömür boyu diyet uygulamayı veya ameliyatları gerektirir. Bazı zamanlarda mide kanaması ve delinmesi şeklinde ölümlere neden olurlar. Belirtilen gramajlar dahilinde yapılan Polen kürleri, Mide-Barsak sistemine bağlı tüm hastalıklarda: geçici değil, Kesin tedavi sağlar.




KANSIZLIK VE ZAYIFLIKTA POLEN


     Polenin en belirgin ve yaygın özelliği, süratle iştah açıcı ve kan yapıcı olmasıdır. Tedavilerde önemli olan, bileşiminde tüm cevherleri taşıyan bir kan sağlamak ve hasta bölgeye ulaştırmaktır. Gerisini vücut halleder.
     Nasıl bir otomobile, bozuk bir yakıt konduğunda çalışmasında aksaklık meydana gelirse; İnsan vücudunun yakıtı da ona gerekli tüm cevherleri bünyesinde bulunduran sağlıklı bir kandır. Kandaki cevherlerin bir veya birkaçının eksikliğine Kansızlık yani Anemi denir.
     Kansızlık her tür sağlık sorununa neden olan başlıca etkendir. Ülkemizde yapılan araştırmalar halkımızın %60-70'inin kansızlık sorunu olduğunu ortaya koymuştur. Düzenli kullanılan kürler sonucu; Polen: Kanı temizler, Kanı filtre eder, Kan yapar, Direnci arttırır, Alyuvar sayısını %30 oranında arttırdığı Bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır.




SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN
   Solunum sistemi hastalıklarının genel ve çok görülen nedeni üşütmektir. Üşütme ile vücudun direnci kırılır, metabolizma vücut ısısını normale çıkartmak için çaba sarfederken solunum yollarında virüs ve bakteriler kendine yer ve ortam bularak süratle çoğalırlar.

    Nezle, grip, anjin, faranjit, bronşit, zatürre, zatülcenp, astım, sinüzit ve verem gibi hastalıklar meydana gelebilir. Bu hastalık mikropları burada da kalmayıp, kan yolu mafsallara, kalp kapakçıklarına ve böbreklere vs. geçerek daha hayati hastalıklara da neden olabilirler. Bu nedenle solunum sistemi hastalıklarının süratle tedavisine gidilmektedir. Gelişmiş ülke doktorları, bu hastalıklarda, diğer ilaçlarla birlikte Polen de vererek tedavi yapmaktadırlar.

   Çünkü Polen vücut direncini, kanın lökosit (alyuvarlar) ve antikor yapımını arttırır. Sovyet Prof. N.Joiriche, burun ve boğaza polen püskürtülerek mukoza direncini arttırmak ve virüsleri etkisiz kılmak yolundaki başarılı çalışmalarını yayınlamıştır. 1957'de ilk kez Pasteur Enstitüsü'nde polenin verem mikrobu olan "Koch" basiline karşı öldürücü etkisi olduğu saptandı. Yapısındaki sakızlı maddesi, terementi esansı, nükleik asitleri ve Bol B vitaminleri ile Polen, Akciğeri dezenfekte ettiği gibi, balgam söktürücü, mikrop öldürücü, çabuk iyileştirici etkiye sahiptir.


ŞİŞMANLIKLARDA POLEN:


    Şişmanlık ve zayıflık gibi iki karşıt durumda vücuttaki fazla karbonhidrat, glikoz ve yağları yakarak şişman bünyeyi zayıflatır, metabolizma dengesi sayesinde zayıf düşen hücreyi derhal uyarır, üstün kan yapıcı özelliğiyle kas gücü ve metabolizmayı çalıştırarak cılız ve zayıf bünyeyi normal haline getirir. Polen, hücrelerde ki yanma olayını metabolizmayı ve adrenalin salgılanmasını hızlandırır. Böylece biriken yağların erimesini çabuklaştırdığı gibi, kas gücünü de arttırarak zayıflama esnasında hissedilen halsizliği de giderir.
PROSTAT HASTALIĞINDA POLEN:

    
  Prostat bezesi idrar torbasının hemen çıkışında ve sadece erkeklerde bulunan ceviz büyüklüğünde bir doğal subaptır. Beyinden uyarılan sinir telleri omurilikten takiple prostata ulaşır ve gerektiğinde bu subapı açıp, idrarın boşalmasını sağlar. Aynı beze idrar yolu kapayıp, meni yolunu gerektiğinde açarak meni çıkışını sağlar.
      Bu esnada özel salgı bırakarak spermlerin ölmesini önler. Bu harika organcık güçlü kaslarla ve sinir sistemiyle istemli çalışır. Zamanında çok alkol kullanan sinirleri yıpranmış kimselerle, başka hastalıklar için değişik ilaçlar kullanmış veya idrarına mikroplar karışmış insanlarda ve yaşlılıktan kasları gevşemiş olanlarda prostat sorunları görülmesi normaldir. Yaygın prostat hastalığı ise prostatitis denilen, prostat iltihaplanmasıdır. Prostatitis'te ve prostat hipertrofisi'nde Polenin antibiyotiklerden daha etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Polen araştırmacısı Alain Caillas (Fransa Tarım Akademisi - Polen araştırmaları ile ödül kazanmış ) kitabında şöyle özetlemiştir."Polenin prostat hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. İsveçli iki araştırmacının, Upsala Üniversitesi Tıp Fakültesi Kliniği'nden Prof. Eric-Ask Umparc ile Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği'nden Dr. Gosta Jonson'un çalışmaları polenin prostatitis'e en iyi etkiyi yaptığını ortaya koydu. Prostat büyümesin de ise polen kürü ile yapılan denemeler aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını gösterdi. Bilhassa ağır prostat geçiren yaşlı hastaları ameliyattan kurtarmıştır.


YAŞLILIK SORUNLARINDA POLEN:


   Enerji üreten, dinçlik kazandıran polen, bilhassa ileri yaşlarda çok faydalıdır. Yaşlı insanların en çok yakındığı ve özlemini duyduğu sorun cinsel yetersizliktir. Kan yapıcı, hücre tazeleyici ve uyarıcı Polen bu soruna da büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Polenin, cinsel istek ve gücü canlandırdığı, kullananlarca doğrulanmıştır. Polen, bir aylık kürle, on yıl gençleştiren kimyasal içerikli sihirli bir değnek değildir. Ancak devamlı ve düzenli kür kullanımı halinde; vücudu hastalıklardan korur, kurtarır, kanı güçlendirir, kaybolan cinsel yaşamı tekrar geri getirir, ömrü uzatır ve hastalıksız standardı yüksek bir cinsel yaşam sürdürür.



KISIRLARDA POLEN:
   Polen kısırlarda da en önde gelen bitkisel gıdalardan biridir. Kısırlık tedavisinin en güç olanı sinirsel kaynaklı hormonal olan şeklidir. Kadın ve erkek beyninin ortasında bulunan nohut büyüklüğünde ki hipofiz bezi, belli zamanlarda kadınlarda yumurtalıklara, erkeklerde ise husyelere, omur ilik sinir telleri kanalı ile emir vererek yumurta ve sperm üretmelerini sağlatır. Korku, şok, stres, beyin özürü veya hastalıkları gibi nedenlerle hipofiz bezi bu görevini yapamaz ise kadında "ovülasyon yokluğu", erkekte "ozosperm" denilen canlı sperm yokluğu ile kısırlıkları ortaya çıkarır. Dozajlı ve kaliteli bir Polenle birlikte alınan Arısütü, Bal ve Kırmızı Ginseng, vücuda hem olağanüstü doğal protein, aminoasit, vitamin, mineral sağlayarak destek vermekte ve beyinde hipofiz bezindeki "Spazm"ı çözerek yumurta ve canlı sperm üretimini tamamiyle üretmektedir.
BEBEK ÇOCUK VE GENÇLERDE POLEN:

   Yeni doğan bebek anne sütüyle beslenir. Eğer anne yeterli ve dengeli besleniyor ise; anne sütünün kalitesi, bebeğin beyin ve vücut gelişmesinin tam olabilmesi için yeterli olur. Dolayısıyla annenin süt verme zamanında Polen yemesi, bebeğin beyin ve beden gelişiminde, kemik kas yapısının güçlenmesinde, en önemlisi bebeğin bağışıklık sisteminin kuvvetli olmasında olağanüstü rol oynamaktadır.
   Aynı zamanda Polenle beslenen annenin, bebeğine verdiği anne sütü daha uzun sürer. Böylece hem bebeğin gelişme bozukluğu önlenir hem de bebeğin kabızlığı önlenir, gazı giderir ve hastalık kapmamasına yardımcı olur.


   Gelişme çağındaki çocuklarda ise çocukların, bol kaloriye, bol protein, vitamin ve madenlere ihtiyaçları vardır. Polen fazlasıyla; Enerjiyi veren vitaminleri, boy uzatan hormonları karşılar, zekayı çalıştırır, kemik ve kas kuvvetsizliklerini giderir.Bilhassa fast-food alışkanlıklarına başlama çağı olan ve gelişmenin durduğu genç yaşlarda kullanılan Polen kürleri; Gençlerin gelişmesini durdurmaz, sportif faaliyetlerde başarılı olmalarını sağlar, zekalarını çalıştırabilme kapasitelerinin en yüksek olduğu bu dönemde gerekli aminoasit ihtiyacını karşılar ve sonuç olarak hayata başlama adımlarında, beyin-beden gücü standartı yüksek olarak, polen kullanmayan akranlarından, hem fizik hem de başarı olarak daha da önde olurlar.


SAÇ DÖKÜLMELERİNDE POLEN:

      Polen, saçın suyu ve gübresidir. Saça faydası, kök kısmına yaptığı olumlu etkidir. Bileşiminde ki (doğanın sunduğu saf şekilde); B5 Vitamini (pantotenik asit), niacin ve cystin, saç kökünü en iyi şekilde besler, dökülmesini durdurur, cansız kılların kıl hacmini geliştirir ve saçın gürleşmesini sağlar.



CİLT GÜZELLİĞİ VE POLEN :

    Ciltteki çeşitli lekelerin, sivilcelerin ve bozuk bir cilt oluşmasında en önemli etkenler, sindirim sistemindeki bozukluk, karaciğer, kansızlık veya temiz olmayan kandandır. Bilhassa sorun kanda ise; kan, derimize yönelik dış etkilere karşı koyabilecek cevherleri taşımıyorsa, normal insan tenine olumsuz etki yapamayan güneş ultraviyole ışınları bile, deride ki kalkan görevi yapan kan maddeleri eksik olan kişiye etki yapıp, derisinde lekeler meydana gelmesini sağlar. Bu nedenle, önce kanın atık maddelerden arındırılıp tüm cevherlerle donatılması, kanın temizlenmesi, filtre edilmesi gerekir. Bunu en iyi Polen sağlar. Hiç bir cilt sorunu olmayan, canlı, sağlıklı parlak pembe bir cilt isteyen bayanlar, Polen yiyerek ve maskesini yaparak ten hücrelerini besleyebilirler. "Oriane" gibi bir çok ünlü güzellik kreminin özü Polen'dir.
    Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi Ekim-1984 sayısında Prof. Dr. M. Mihri Mimioğlu - Dr. Kadriye Sorkun' un yazısında: " Polen güzellik kremi olarak da kullanılır. Bunun için, bir kahve kaşığı polen öğütülür ve taze yumurta sarısıyla karıştırılır. Bu karışım hafif masajla yüze ve boyna sürülür. Yarım saat beklenir. Zamanı dolunca bol su ile yıkanır. Sonuçta Cilt, parlaklık ve tazelik kazanır.
"POLEN ALLERJİK BÜNYEDE KULLANILIR MI ?:
Alerjik bünyesi olan hastaların, akciğer bronşlarındaki sinir uçları oksijen yetersizliğinden ve spazm yaptığından dolayı çok hassaslaşmışlardır. İlkbahar ve sonbaharda gözle görülemeyecek kadar küçük olan ve havada uçuşan AĞAÇ POLENLERİ bronşlara ulaştığı an; bronşlardaki sinir uçları derhal kasılarak tepki gösterip öksürük olarak kendini belli eder. Ancak arının çiçekten kovana gelmesiyle elde edilip, özel naturel kurutma sistemleriyle kurutulan ÇİÇEK POLENLERİ üst solunum yolları enfeksiyonlarında tedavi edici bitkisel destek sağlar. Dolayısıyla AĞAÇ POLENİ ve ÇİÇEK POLENİ karıştırıldığı için ve her ikisine de - Polen - dendiği için isim benzerliğinden dolayı bazı Alerjik bünyeler ÇİÇEK POLENİNİ yemekten çekinirler. Halbuki durum böyle değildir. Üst Solunum Enfeksiyonları için tam fayda veren ÇİÇEK POLENİ için bilimadamlarının oldukça kesin sonuçları olmuştur.


POLEN NASIL VE NE KADAR KULLANILIR :
Günde kullanılması gereken Polen miktarını Tübitak Bilim ve Teknik'de yayınlanan önerisi aynen aşağıdadır.
   "Beklenen iyileştirmenin gerçekleşmesi için ne kadar polen gereklidir ? Caillas'ın bildirdiğine göre kesin sonuçlu bir tedavi için günde 32 gram polen yeterlidir. Sağlıklı yaşamın devamı içinde 15 gram polen alınmalıdır. Polen kullananların söylediklerine, kendi deneylerimize ve arıcılar birliği üyelerinin kanısına göre, yukarıda verilen miktarların yarısı kadar bir doz bile yeterlidir. Bir kahve kaşığı polen 4 gram gelir. Genel durumumuzu sağlıklı tutmak için 2 kahve kaşığı polen alınmalıdır. 
   YAPILACAK KÜRÜN DOZU:
Birinci hafta 15 gram polen sabahları aç karnına alınmalıdır, iki ve üçüncü hafta günde 30 gram sabah kahvaltısından 15 dakika önce yarısı ve akşam yemeğinden 15 dakika önce diğer yarısı alınmalı, dördüncü haftada ise uygulama birinci haftada olduğu gibi tekrarlanmalıdır. Bu küre ilave olarak her sabah kahvaltısında bir dilim ekmeğe polenli bal sürülmeli ve bu yolla da 8 gram polen alınmalıdır."Kaynak : Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi Sayı: 203 Sahife : 34 Yıl : 1984 Ay : EkimBaşlık : Doğa Harikası POLENYazar : Prof. Dr. M. Mihri Mimioğlu - Dr. Kadriye Sorkun


POLEN NASIL MUHAFAZA EDİLMELİ:   Polen, buzdolabında muhafaza edilmeli.



POLENİ KİMLER KULLANAMAZ: Arı ürünlerini,1 yaşından küçük çocukların kullanmaması uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir.


Özel Kür: Bu Kür Sabah ağrılarla kalkanlar için hazırlanmış bir kürdür. Sabah aç karnına, 2 çay kaşığı polen ile çay bardağının 1/6 (altıda  biri) oranında kaynatılmış ılıtılmış su. Bardakta karıştırılır. 2 çay kaşığı Hopa Balı (şeker Hastası olanlar Bal Kullanmadan önce doktoruna danışmalıdır. İsteğe bağlı olarak 2 çay kaşığı hakiki zeytinyağı da ekleyerek iyice karıştırın. Sonrada Yutun. Ağızda çalkalarsanız  Polenin Acı kokusu sıkıntı yaratır. Zeytinyağı da mide bulantısı yapabilir. Miktarını azaltabilir siniz.


Yazan ve Fotoğraflayan : Levent YAZICI 




3 Temmuz 2013 Çarşamba

Uykusuzluk IQ Yüksekliğine Alamet Değildir


  Uzun zamandır sabah ezanından sonra yatıyorum. Sanırım orta okulun ilk yıllarından sonra  geç yatmaya başladım. O dönemler  kitap okuyordum. Lisede televizyon da eklendi. Yüksek okulda bilgisayar ağır bastı. Liseye dışarıdan ders verdiğim dönemler kitaplara ağırlık verdim. Askerde radyoya ve bilgisayar öncelikliydi. Hama hep Sabah ezanında yatmaya devam ettim. 
    İş hayatımın ilk yılları kitap okuma  ve bilgisayar tamiratı ile geçti. İnternet gelene kadar. İnternet ile de uzun yıllar geç yattım. Ancak Öykü Sıla allak bullak etti. Artık Adsl  vardı da o sadece oyalıyordu, Öykü'den kalan zamanlarda kullanabiliyordum. Bu sefer yoruldum. Öykü biraz büyüdükten sonra 12 de yatmaya başladım. Sabah ezanını ender duyuyordum.
     Son yıllarda fiber vardı da  Akdeniz de vardı,  Akdeniz,  annesinin kontrolünde idi.Ben koluna odaklanmış vicdan azabı çekiyor yatamıyordum.Halen de öyle.Bu günlerde boyumun 5 misli üzerine çıkmış banka borçları da yatırmıyor.Kitap işi kalmadı, arada çocuklara yazdığım günlük denilen ama ayda bir zor yazdığım karalamaları saymazsak.

 Sabah ezanından sonra eğer yorulmamış isem biraz yazı yazabiliyorum.Bazen o kadar yorgun oluyorum ki yatak odasına giderken uyku kollarımın ve bacaklarımın hakimi oluyor. Ama kızımın odasına girip üstünü örtecek kuvveti hep buldum. Yada uyku bile acıyor halime kolları ve bacakları serbest bırakıyor. Sessizce girdiğim kızımın odasında özellikle belimin sağlam olduğu  günler  yanağına bir öpücük konduruyorum. Bazende uyanır gibi oluyor sadece üstünü örtmekle yetiniyorum.
     Öykünün odasından kendi odama geçtiğimde de sessizliği koruyorum. Ama yasemin Akdeniz'in sesi sanıp bir an gözlerini açar. beni gördüğün de tekrar uyur. her seferinde de içimi korku kaplar kızacak diye. Yatağa girdim mi düşünceler peşimi bırakmaz. Yorgunluğun derecesine  bakar hemen uykuya geçmem.uyku hali gece yemek yemişsem karışık rüyalar ile geçer. Sabah sıkıntı bel ve sırt ağrısıyla kalkmaya çalışırım. Ayıptır söylemesi pantolonu bile giyerken bel ağrısından neredeyse pantolonu yırtayım diye düşünürüm.

Okula gitmekten bezdiğim yıllar gibi uzun süredir işime gitmekten de bıktım. Aslında işimden ziyade insanların iki yüzlü davranışlarından bıktım. Her gün birilerini mutlu etmek zor gelmeye başladı. Her söylenen yalanı kırmadan üzmeden yüzüne vurmak, Anladığında da sanki yalanı o söylememiş gibi davranmak zorunluluğu. Bu sefer bende iki yüzlülük yapmış oluyorum. Hele de sabah yalancı biri geldi mi; gitti o gün. Akşama kadar musallat oldu  artık. Her gelene de anlattığımız oluyor arada bir.


21 Haziran 2013 Cuma

Çocuğunuzun Hastalığına Bile Üzülemez'siniz

    Hayat, insanı farklı yerlere çeker.Nele neler geçer başınızdan.İyileri de kötüleri de unutur gidersiniz.Belki çocukluğunuzdan kalan ufak ama unutulmaz anıları hatırlarsınız kendi kendinize kaldığınız zamanlarda.Özlem bu olsa gerek.Arkadaşlarınızla paylaştığınız, dost ortamlarında anlattıklarınız gerçek anılarınız gibi duygulu değildir. Belkide başkasına anlatırken kullandığınız dili ön plana çıkarıp karşıdakileri dikkate aldığınız içindir duygu farklılığı. Belkide kendi kendinize daha özgür ve rahat  davrandığınız içindir duygu yüklü anılarınız.
    Hangi durumda olursa olsun anılarınızı hatırladığınızda o dönemde sizi etkileyen kişilerin etkisi de önemli olmuştur.Mesela çocuklar için babaları veya anneleri düşüncelerinde yer eder ve anılarındaki duyguları değiştirir. Babalar ve  anneler için de  çocukları yanında olunca anıları değişir,etkilenir. Sevgililer içinde ayni şey söylenebilir tabi ki. 
    Ancak bulunduğu durum daha da önemlidir. Zor zamanlarda , mutlu zamanlarda ve sıkıntılı zamanlarda durum daha da değişik olur. Ben daha çok zor zamanlarda insan halini daha doğal ve gerçekçi bulurum. Belki de yanılıyorumdur. Bilmiyorum. Son zamanlarımda ekonomik sıkıntılarımın ayyuka çıktığı malum dönemlerde, insan kendi çocuğunun hastalığına bile üzülemiyor iken , mutluluğuna nasıl sevinir ki. 
    Son dönemlerimde iflasın dibinde iken, her sene, her gün daha kötüye giderken insanın sevine'memesini anlıyordum. Ancak üzülecek kadar fırsatı bile olamayacağı aklıma gelmiyordu. Küçük çocuğum hastalandığında hastane yattığında fark ettim. Ben çocuk için üzülemiyor'um. Neden  ? Sevinçli anlarda,çocuklarınıza sarıldığınız anlarda aklınıza birden borçlarınız, ödeyemediğiniz kredi kartları geliverir.Geldiği anda da ne sevinç kalır ne tebessüm. Midenize öğrencilik hayatında girdiğiniz önemli sınavlar gibi bir yumruk oturur kalır. O andan sonra yaptıklarınızı zaten hatırlamazsınız. Düşündüğünüz şey bu hale nasıl geldiğiniz, gelirken yaptığınız hatalar , çözüm yolları gelir aklınıza. Toplamı düşününce yine dalarsınız karanlığa ve döngü devam eder duru. İşte o an çocuğunuz hasta olsa bile ona üzülemez'siniz ve kendinize kızarsınız. Oda para etmez.
    Bazen öyle an gelir ki size hayatın yükü dediğiniz borçlar çok ağır gelmiştir, hayatınızı kaldıramazsınız. Midenizle birlikte ayaklarınızın bağı çözülür.Bilirsiniz bu düşünceler sizi kötüye sürüklediğini , doktorların stres dediğinin de bu olduğu belli olmuştur  artık. Kendi hayatınızın para etmediğini anlarsınız. Çocuklarınıza sağlayamayacağınız  geleceğin yanında  hayatınızın hiç önemi yoktur. Ancak Yine de varlığınızın çocuklar için çok önemli olduğunu bilir yaşamaya devam edersiniz. 
    Yaptığınız her şey saçma sapan gelmeye başlar, Kimseye yaranamazsınız. Öncelikle yakınlarınızdan suratınıza vurulur.Yapacak bir şey yok hak ettik dersiniz. Yardım ettikleriniz zaten yanınızda değildir ki haklıdırlar ağırlığınızı taşıma şansları yoktur. Kimseden medet umamazsınız. Umsanız da faydası yoktur ya yine de yeni planlar programlar yaparsınız. Yavaş yavaş aileden de darbe yemeye başlarsınız. Ama sesiniz çıkmadığı için devam eder gider bu durum.
     Velhasıl Kötü olan, Kötüye bile üzülemez'siniz .Yorulduğunuzu ,yaşlandığınızı,atıl hale geldiğinizi düşünürsünüz. Tabi ki kızdığınız insanlar olmuştur. Ancak bir şey yapamazsınız. Kızdığınız ile kalırsınız. Yaşam eskisi gibi gelmez. Tecrübe sahibi de oldunuz sanmayın. oda para etmez. .
            Hele hele diğer insanlar önceden yapıp da şimdi yapmadığını görünce, arkandan konuşmaya da başlaması, kendi hain fikirleri yayması zorunuza gider. Ama kızamaz, üzülemez'siniz. Aklınıza durumunuz gelir, onca yılın kayıpları ailenizi etkileyeceğini düşünürsünüz. Kendinizle kalakalırsınız.

Yale 21 Haziran 2013