10 Şubat 2012 Cuma

Hayattan bir parça

     Hemen hemen herkes yaşamıştır.Bazıları farkında olur, yazmaya fırsatı olmaz, bazıları yazar, kimse okumaz, bazılarının da umurunda olmaz .Umurunda olanlarda kahrından yer bitirir, hem kendini hem yanındakilerini.
      Yaşamak zor zanaat demiş ya büyüklerimiz. Haklıymışlar. Bir gün evden çıkıp işe gideceksin, her günden farklı bir gündür.Servisi kaçırdın. Dolmuşa verecek para yok. Çocuğun kumbarasına bakarsın bozukluk çıkartabilir miyim ?  diye. Bazıları kolay çıkar sevinirsin. Bazıları da illet eder zırnık koklatmaz. Parayı bulsan da yaya gitmeyi denersin. Nasılsa olan oldu, buluruz bir bahane .Yaya yürümenin asıl sebebi çocuğun kumbarasından aldığın paranın utancıdır. Kendine ceza vererek bu utancı unutmaya çalışırsın.  Biraz yürüyünce  "Zaten ben vermiştim parayı" . der dolmuşa atlarsın. Bahane bulmaya alıştık ya ona da bahane çok.
      Aslında bahaneleri devlet büyüklerinden öğreniyor insanlar. Başbakanın televizyona çıkıp gözümüze baka baka yalan söylemesi gibidir. Biliriz yalan söylediğini inanmak istemeyiz.Çünkü yalandan önce söyledikleri bahaneler yalanını unutturmuştur.
      Tabi muhalefet liderlerini de unutmamak lazım. Altta kalmamak için türlü bahane bulup laf cambazlığı ile su üstüne çıkmaya çalışırlar.
      Son on yılın Türkiye'ye en büyük hediyesi  politik vizyon değişikliği. Bir politikacı her konu hakkında sallayabildiği gibi sallarken de  en ufak bir takılma yapmadan, üstüne basa basa, aynı anlama gelen kelimeleri, konunun anlamına göre sıralaması. Zaten sizi ana fikri unutup verdiği bahanelerle idare etmenizi sağlamıştır. Genelde bunun farkına varmak yıllar  alabiliyor.
      Buna  günümüzden örnek verecek olursak. Muhalefetin söylediği laf eğer oy kaybına sebep olacaksa o lafı unutturmanın en iyi yöntemi, söyleyecekleri ile konuyu alakasız bir yere getirmek. Bir ara bir parti  lideri bir sebepten "sen bunu yaparsan alnını öpeceğim " dedi. lafı gediğine koyduğunu sanan lider, diğer parti liderinin diyeceklerini beklemeye başladı. Diğer lider paniğe kapılsa da işi bilen danışmanları hemen olayı lehine çevirecek yöntemi hazırladı. Başladı Konuşmaya "ben senini ,pis,kokulu,vs vs vs vs li dudağına; ak ,temiz ,lekesiz vs vs vs anlımı öptürmem" dedi ve olayı kapadı. Pis Dudak , Lekesiz Alın ile asıl konu, ana fikir güme gitti. 100 kişiden 2 kişi ancak neden alnını öpeceğini hatırlayabildi. Muhtemelen bu iki kişi de ana fikri yakın takibe almış kişiler dir. Ya muhalefet liderinin çırpınışı boşa çıktı. Sonradan dedikleri de zaten basında da çıkmadı.
         İşin özü yalancılık her insanın kalkanı olmuş. Bu da düzende açıkgözlerin ,iş bitiricilerin işine geliyor. Halktan birine soruyorsun  bilmiyorum yerine sallamayı tercih ediyor. İstiklal marşının yazarını bile sallayanlar doğal karşılanıyor bu ülkede. Bilmiyorum demek zor ki hiçkimse bu kelimeyi kullanmıyor. Hele hele göremedikleri konuda, ahkam kesen, olayın kendi düşüncesine uydurmak için her türlü yalana ve konu saptırmaya hazır insanlar. Ne yazıkki bir çoğunun yalanına şahid olarak gösterdiği şey Müslüman olmaları.
       31 mayıs 2011 Hopa olaylarındaki durumu örnek vermekle yanlış olmaz . Hatta konuya bir yerden girerek başlamış oluruz.
        Hopa olaylarının akşamında ,Sosyal medyada  İstanbuldan sevdiğimiz insanlara olaylar hakkında bilgi verirken ,nerdeyse gördüklerimizin de yalan olduğunu bize kanıtlayacak nitelikte yalanlarla ve konu saptırmalarıyla aşağılamaya çalıştıklarını görmek ,Yaşantım boyunca başıma gelebşleceğini düşünmediğim olaylardan biriydi. Başbakana atılan taşları savunur hale getirdiler. Ne dedikse inandıramadık. En sonunda sizi Müslüman mısınız ? demeye kadar gittim.Çünkü Gerçek Müslüman görmediği, bilmediği  bir konuya " İnançları dışında " beyan vermez , Bilmiyorum, Olabilir darlanırsa en kötüsü "sen yanlış görmüşsündür", der  olayı kapatır.   
       İlk başlarda bunların Müslümanlıktan çok menfaatleri uğruna yaptıklarını düşündüm. Bel kide doğruydu yalanlarla savunmaları  televizyondaki tartışma programlarının ve filimlerdeki ufak kaçamakların etkisidir. Öyle yalanları doğru diye yutturuyorlar ki insan kendi gözüne bile inanamıyor. Çıkarı nerdeyse veya kimdeyse onu savunmaktan çekinmiyor , olumsuz eleştiri de yaptığında ,mantıklı düşününce eleştiri değil  güzel bir övgü olduğu anlaşılıyor.
         Sallama Edebiyatı Çok eskilerden gelen bir gelenek , "iyi örnek olacaksa biraz kandırmacanın kimseye zararı yok" sözü geçerliliğini şimdi de koruyor. Her halikârda Karşı tarafta kendi tezini savunacaksa, kendi gibi yalana başvurmuş olduğundan emin. O yüzden silahları eşitleme mantığını güdüyorlar .  Meseleye örnek vermek gerekirse;  gece tırnak kesmek günah mı? gerçekten günah mı ? Yoksa ışığın olmadığı dönemlerde parmaklarını kesmesinler diye söylenen bir yalan mı? öyleyse artık geceleri ışık var...  Peki geceleri ıslık çalınca Şeytan geliyor mu ? Gerçekten geliyor mu? Yoksa eski insanlar sessiz bir uyku ortamı hazırlamak için mi böyle bir yalanı söylediler.  Yada başkalarını  tatlı uykularından uyandırmamak için mi söylendi . Bu daha insancıl , bencillikten uzak.
        Ya  basına ne demeli. Daha bu gün kara propaganda yaparak bir başkasının kara propaganda yaptığını söylemez mi. Kötülemek istedikleri kişi yada kurum hakkında kendi gibi diğer basından aldığı yayınların başlıklarını üzerine basa basa anlatan yada yazan basın ne hale geldiğimizi adeta bağıra bağıra anlatıyor. Bu işi yapan sadece iktidar yanlıları değil muhalefet yanlıları da aynı yolun yolcusu. İşlerine geldiği gibi anlatmak neredeyse laf cambazlığını yarı yolda bırakacak nitelikte

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder